FAİL-İ MEÇHUL CİNAYETLER ve SUİKASTLAR ÜZERİNDEKİ SİS PERDESİ ARALANIYOR!
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Türkiye’de son 50 yıl içinde tüm fail-i meçhul cinayetlerin menşei/kaynağı küresel emperyalist dış güçlerin olduğunu bilmeyenimiz var mı?! Hatta bu konuda 12 Eylül öncesi sağ-sol çatışmalarındaki faili meçhul cinayetlere kadar uzanabiliriz. Emperyalist küresel güçlerin yegane amacı Türkiye’yi parçalamak olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Daha ötesi Türkiye’ye yönelik aleni/açık darbe, muhtıra vs. tüm girişimlerin perde arkasında dış güçlerin parmağı vardı.
1980 sonrası (son 50 yıl içinde) zuhur eden PKK ve FETÖ terör örgütlerinin Türkiye’ye vermiş oldukları maddi ve manevi zararın haddi-hesabı yok!.. Nihayetinde PKK kendisini lağvetti, FETÖ derdest edildi!.. Fakat FETÖ terör örgütünün devletin ve milletin içindeki kriptoları hala varlığını sürdürmekte!.. Bu konuda çok şey biliyoruz! Hatta elimizde birçok istihbarat bilgisi/belgesi var!.. Çok iyi biliyoruz ki FETÖ terör örgütünün şu anda cezaevindeki mensupları asla ve asla pişman olmamışlardır. Aynı şekilde yargılanıp içeri girip-çıkanlar da herhangi bir pişmanlık belirtisi yok. Maalesef bu GERÇEĞE (yapmış olduğumuz istihbarat çalışmaları ve araştırmalar sonucu) birçok kez gözlerimizle şahit olduk!
1980 öncesi (1970 yıllar) cereyan eden faali meçhul cinayetlerin perde arkasında küresel emperyalist güçlerin Türkiye uzantısı Kontrgerilla’nın (sözde derin devlet!) parmağı olduğu aleni bir şekilde bilinmekte... Merhum Bülent Ecevit’in bu konuda tespit ve teşhislerini daha dün gibi hatırlıyoruz. Hatırlarsanız Türkiye üç büyük karanlık dönemden geçti: 1970-1980, 1980-2000, 2000-2026… 1980 öncesi Türkiye’deki siyasi kutuplaşmalardan kaynaklanan kaos, kriz, çatışma vs. ortamları… Bilhassa sağ-sol çatışmaları… Ve 12 Eylül askeri darbesi… Savcı Doğan Öz, gazeteci Abdi İpekçi, emniyet müdürü Cevat Yurdakul cinayetleri… 1990’lı yıllarda devlet-siyaset-mafya üçgeni içinde Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu, Musa Anter, Behçet Cantürk, Savaş Buldan cinayetleri… Ve 2000 yılları ve sonrasında Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okan, Necip Hablemitoğlu, Hrant Dink cinayetleri… Ve yakın tarihimizde merhum Muhsin Yazıcıoğlu, Eşref Bitlis, Kaşif Kozinoğlu fail-i meçhul cinayetleri…
Diğer irili-ufaklı fail-i meçhul cinayetler hakkında yakın bir zamanda yayınlanan bir yazımızda detaylı bir şekilde bahsetmiştik: CUMHA’da “Yakın Tarihimizde Gerçekleşen Fail-i Meçhul Suikastlar, Şüpheli Kazalar, Ölümler ve Perde Arkasındaki Gerçekler Üzerinde Teşhis ve Tespitlerimiz” başlığı altındaki yazmıştık. Yıllardır tüm bu fail-i meçhul cinayetlerin/suikastların takipçisi olduk. Nihayet devletimiz bu konuda hassas davranarak birçok cinayet/fail-i meçhul olayın dosyasını raftan indirerek yeniden yargılama yolunu açtı. Bu durum, devletimiz ve milletimiz adına olumlu/pozitif bir adımdır.
Geçmişte karanlıkta kalmış, rafa kaldırılmış ve üzeri tozlanmış birçok fail-i meçhul cinayeti/suikast dosyasının günümüzde yeniden gündeme gelmesi ve yeniden yargı yolunun açılması kadar güzel bir şey olamazdı. Diyoruz ki üç büyük cinayet/suikast olayı mutlaka ve mutlaka aydınlatılmalı: Muhsin Yazıcıoğlu ve 5 arkadaşının Helikopter kazası süsü verilerek öldürülmeleri, dönemin Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis’in içinde bulunduğu uçağının düşürülmesi ve MİT’in efsane istihbaratçısı (değerli komutan) Orta Asya ve Kafkasya sorumlusu Kaşif Kozinoğlu’nun şaibeli/şüpheli bir şekilde öldürülmesi… Her üç cinayetin (fail-i meçhulün) FETÖ terör örgütü tarağından gerçekleştirildiğini çok iyi biliyoruz! Önemli olan bu cinayetleri kimlerin gerçekleştirdiğinin ortaya çıkarılmasıdır. Elbet ki bizim tahminlerimiz var! Fakat devlet sırrı, burada açıklanamaz!.. Bu konuda elbet ki devletin (yüce yargının) elinde somut deliller olduğunu da çok iyi bilmekteyiz.