HERKES ÇEVRİM İÇİ, KİMSE EVDE YOK

HERKES ÇEVRİM İÇİ, KİMSE EVDE YOK

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Eylül 13, 2026 - 00:07

Bir kafede oturup etrafıma baktığımda artık hemen her yerde aynı manzarayla karşılaşıyorum: Yan yana oturan insanlar, birbirlerinin yüzüne bakmak yerine ellerindeki telefonlara gömülmüş durumda.

Bedenler aynı masada ama zihinler bambaşka yerlerde.

Tarihin belki de en bağlantılı nesliyiz. Dünyanın öbür ucundaki birine saniyeler içinde ulaşabiliyor, yüzlerce kişiyi takip ediyor, binlerce insanla etkileşim kurabiliyoruz. Buna rağmen kendimizi hiç olmadığımız kadar yalnız hissediyoruz.

Bence burada büyük bir yanılgımız var:

Temas etmeyi, bağ kurmak sanıyoruz.

Bir mesaj, bir beğeni ya da birkaç emoji gerçek bir sohbetin yerini tutmuyor. Bir insanın sesindeki kırgınlığı duymak, gözlerindeki hüznü görmek, hatta bazen hiçbir şey söylemeden yanında oturabilmek bambaşka bir şey.

Çünkü insan yalnızca kelimelerle iletişim kurmaz.

Bazen bir bakış, uzun uzun yazılmış mesajlardan daha çok şey anlatır. Bazen karşımızdakinin yüzündeki küçücük bir değişiklik, “İyiyim” sözcüğünün aslında hiç de doğru olmadığını gösterir.

Ekranlar bize iletişim kurmanın hızını verdi ama yakınlığın derinliğini veremedi.

Ben gerçek bağların kusursuz olmadığını düşünüyorum.

Gerçek dostluk; uzun sohbetlerde, birlikte içilen bir çayda, kahkahada, sessizlikte ve birbirimize karşı filtresiz olabildiğimiz anlarda kuruluyor.

Orada beğeni sayısı yok.

Görüntülenme yok.

Çevrim içi olup olmadığımızın da bir önemi yok.

Sadece iki insan var.

Belki bugün en çok kaybettiğimiz şey de bu: Birbirimize gerçekten ayırdığımız zaman.

Aynı masada oturuyoruz ama başka insanlarla yazışıyoruz. Aynı evde yaşıyoruz ama farklı ekranlara bakıyoruz. Bazen kilometrelerce uzaktaki insanların ne yaptığını biliyoruz ama yan odadaki insanın gününün nasıl geçtiğini bilmiyoruz.

Bu yüzden zaman zaman telefonu bir kenara bırakıp kendime şu soruyu soruyorum:

En son ne zaman bir ekrana bakmadan, saate aldırmadan, gerçekten bir insanı dinledim?

Belki de ihtiyacımız olan şey daha fazla bağlantı değil, daha gerçek bağlar.

Daha fazla takipçi değil, kapısını çalabileceğimiz birkaç insan.

Daha fazla mesaj değil, gerçekten kurulmuş birkaç cümle.

Daha fazla çevrim içi olmak değil, bulunduğumuz yerde gerçekten bulunabilmek.

Çünkü bazen en büyük yakınlık, bildirimleri kapatıp karşımızdaki insanın yüzüne bakabilmektir.

Belki de çağımızın en büyük çelişkisi tam olarak budur:

Herkes çevrim içi… Ama kimse evde yok.