YUNANA MERHAMET VATANA İHANETTİR!

YUNANA MERHAMET VATANA İHANETTİR!

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Eylül 12, 2026 - 21:11

Haymana unutulursa, Sakarya’nın gerçek tarihi eksik kalır!

Kıymetli dostlar,

Bugün bazı gerçekleri yeniden ve yüksek sesle söylemenin zamanı gelmiştir:

YUNANA MERHAMET, VATANA İHANETTİR!

Çünkü bu söz, düşmanlık üretmek için değil; işgalin, zulmün ve Millî Mücadele’nin bedelini unutmamak için söylenmektedir.

Tarih 23 Ağustos 1921...

Yunan ordusu Haymana ve çevresini işgal etti.

Benim köyüm olan Şerefligökgözü köyünün mübarek topraklarına Yunan askerlerinin kirli postalları bastı.

O gün Haymana sadece bir ilçe, Şerefligökgözü’de köy değildi.

Haymana, Ankara’nın önündeki son kaleydi.

Eğer Haymana hattı yarılsaydı, Yunan ordusunun Ankara’ya ulaşmasının ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni tehdit etmesinin önü açılacaktı. Meclisin Kayseri’ye yada Konya’ya taşınması bile düşünülüyordu!

İşte bu yüzden Haymana’da verilen mücadele, yalnızca Haymanalıların değil, bütün Türk milletinin varlık ve yokluk mücadelesiydi.

İŞGALİN ACI YÜZÜ

İşgal yıllarında Haymana ve köylerinde yaşananlar bugün bütün yönleriyle araştırılmayı bekliyor.

Yunan birliklerinin köylerden hayvanları, yiyecekleri ve halkın elindeki imkânları aldığına; sivillere yönelik ağır şiddet ve tecavüzlerin yaşandığına; kadın, çocuk ve yaşlıların dahi saldırılardan nasibini aldığına ilişkin yerel anlatılar, tanıklıklar ve tarihî kayıtlar bulunmaktadır.

Hamile kadınlara yönelik korkunç zulüm anlatıları vardır.

Kadınların namuslarını koruyabilmek için aşağılanmayı göze almak zorunda kaldıklarını anlatan hatıralar vardır. Kadınlar yüzlerine ve vücutlarına Yunan askerleri dokunmasın diye insan dışkı sürdükleri anlatılıyor.

Bunların her biri, duygusal anlatı olarak kenara itilecek meseleler değildir.

Tam tersine;

Devlet arşivleri, askerî belgeler, yerel tarih çalışmaları, tanıklıklar ve üniversitelerin bilimsel araştırmalarıyla ortaya çıkarılması gereken bir tarihî mirastır.

Çünkü milletler sadece zaferlerini değil, uğradıkları zulmü de hatırlamak zorundadır.

SARİ MEHMET'İN HİKÂYESİ

Yazar Halil Kuş’tan dinlediğim ve Şerefligökgözü yöresinde anlatılagelen Sarı Mehmet hadisesi, Millî Mücadele’nin Anadolu insanının yüreğinde nasıl başladığını göstermesi bakımından son derece çarpıcıdır.

Anlatıya göre cephede bulunan Sarı Mehmet, komutanından izin alarak gizlice köyüne gelir.

Yunan askerleri köyde dolaşmaktadır.

Yunan subaylarından birinin Sarı Mehmet’in eşini görerek askerlerine onu gece kendisine getirmelerini emrettiği anlatılır. Sarı Mehmet bunu öğrenir.

Silahını kuşanır.

Eşiyle birlikte abdest alır ve gelecek saldırıyı bekler.

Yunan askerleri eve geldiğinde direnir.

Anlatıya göre Yunan subayı yüksek bir yere çıkarak askerlerine kadının kendisine getirilmesini emrettiği sırada Sarı Mehmet tarafından alnından vurularak öldürülür.

Bunun üzerine Yunan askerleri karşılık verir. Sarı Mehmet ve ailesi şehit edilir.

Bu olayın bütün ayrıntıları mutlaka belgelerle, arşivlerle ve tanıklıklarla araştırılmalıdır.

Ama şu gerçeği hiçbir araştırma değiştiremez: Anadolu insanı işgale boyun eğmedi.

Çünkü Millî Mücadele yalnızca cephedeki generallerin değil; evini, namusunu, toprağını ve vatanını koruyan Anadolu insanının mücadelesiydi.

HAYMANA'DA SON KALE DİRENDİ

Karadeniz’den Anadolu’nun kalbine uzanan bir başka kahramanlık hikâyesi daha vardır.

Topal Osman Ağa ve emrindeki Karadenizli kuvvetler...

Harşit Vadisi’nde Rus ilerleyişine karşı verilen mücadelede yetişen tecrübeli savaşçılar, Millî Mücadele’nin kritik günlerinde Anadolu’nun başka cephelerinde de görev aldılar.

Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan ve beraberindeki kara kalpaklı (kabalak) Tirebolulu yiğitler, Millî Mücadele’nin en kritik safhalarından birinde Haymana cephesine geldiler.

42. ve 47. Gönüllü Alaylar, Pontus hareketi ve çeşitli isyanların bastırılmasında görev aldıktan sonra Ankara istikametinde Türk milletinin kaderini belirleyecek Sakarya mücadelesine katıldılar.

Rivayet edilir ki, başlarında kabalak, ayaklarında körüklü çizme bulunan Tirebolulu yiğitler gece devriyesi atarken onları gören Yunan öncüleri, Türklerin özel bir birliği geldiğini sanarak birliklerine haber götürdü. Bu söylenti Yunan askerleri arasında korku ve psikolojik çöküntüye yol açtı.

Haymana!

Mangal Dağı...

Taşlıtepe...

Şerefligökgözü...

Bu topraklarda ölüm kalım mücadelesi verildi.

Cephane yoktu.

Yiyecek yoktu.

İmkânlar sınırlıydı.

Ama vatan vardı!

Genç subaylar askerlerinin önünde yürüdü.

Yüzlerce vatan evladı toprağa düştü.

Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan da Şerefligökgözü mevkiinde şehit düştü.

İşte bu nedenle Haymana’ya sadece bir ilçe olarak bakmak büyük bir tarihî haksızlıktır.

Haymana, Ankara’nın önündeki son kaleydi.

“HATTI MÜDAFAA YOKTUR...”

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın emri tarihe geçti: “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.”

Bu emir cephedeki subaylara ulaştığında, Haymana hattında savaşın en kanlı anları yaşanıyordu.

Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan’a atfedilen şu sözler de Millî Mücadele ruhunu anlatması bakımından son derece önemlidir:

“İzinsiz ve emirsiz çekilen her asker idam edilecektir. Bu savaş böyle bir savaş olacak. Çünkü bu savaş fetih, yağma savaşı değil; vatan savaşı. Hiçbir hatayı affetmeye hakkımız olmadığı bir savaş. Komutanlarımız izin vermedikçe geri çekilmeyeceğiz, öleceğiz. Askere örnek olacağız. Çocuklarımıza para, pul, mal, mülk değil; milleti için şehit ya da gazi olmuş namuslu bir askerin çocukları olmanın şerefini bırakacağız.”

22 GÜN 22 GECE!

23 Ağustos 1921’de başlayan Haymana Meydan Muharebesi, 13 Eylül 1921’e kadar süren Sakarya Meydan Muharebesi’nin en kritik safhalarından biridir.

Cephe günlerce kanla sulandı. Yunan ordusu Ankara’ya ulaşmak istiyordu. Türk ordusu ise geri çekilmenin son sınırına dayanmıştı.

Ama Haymana geçilmedi!

Mangal Dağı geçilmedi!

Şerefligökgözü hattı geçilmedi! Sonunda Yunan ordusu geri çekilmek zorunda kaldı.

 

 

SON KALE HAYMANA!

Haymana Zaferi yalnızca bir askerî başarı değildir. Tuna boylarından beri geri çekilen Türk milletinin kaderinin değişmeye başladığı; Anadolu’nun yeniden ayağa kalktığı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolun açıldığı büyük dönüm noktalarından biridir.

PEKİ HAYMANA NEDEN YETERİNCE ANLATILMADI?

İşte asıl sorulması gereken soru budur.

Neden?

Neden Haymana’nın Millî Mücadele’deki rolü bütün yönleriyle okullarda anlatılmıyor?

Neden Haymana’da yaşanan işgal ve zulüm iddiaları kapsamlı biçimde araştırılmıyor?

Neden Şerefligökgözü, Mangal Dağı ve Taşlıtepe hattındaki kahramanlıklar Türkiye’nin tarih kitaplarında hak ettiği yeri bulmuyor?

Neden Haymana Meydan Muharebesi üzerine kapsamlı belgeseller yapılmıyor?

Neden bu topraklarda şehit düşen Tirebolulu Hüseyin Avni Alparslan ve kara kalpaklı silah arkadaşlarının hikâyeleri genç nesillere yeterince anlatılmıyor?

Neden bazı çevreler Sakarya Zaferi’nin tarihî mirasını yalnızca kendi bölgelerinin adıyla özdeşleştirmeye çalışıyor?

Zafer milletindir!

Sakarya Zaferi'nin hiçbir ilçenin veya siyasi anlayışın özel mülkü olmadığını herkes bilmelidir.

Polatlı da bu tarihin parçasıdır.

Haymana da!

Mangal Dağı da!

Şerefligökgözü de!

Tirebolu’nun kara kalpaklı yiğitleri de!

Ankara da!

Bütün Anadolu da!

TBMM TARİHE EL KOYMALIDIR!

Artık bu tartışmalar kişisel söylemlerden çıkarılmalıdır. Ben buradan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne açık çağrıda bulunuyorum: TBMM bünyesinde bir araştırma komisyonu kurulmalıdır.

Komisyon;

·      Haymana Meydan Muharebesi’ni

·      Haymana ve köylerindeki işgal sürecini

·      Köylülere yönelik zulüm yaptıklarını

·      Şehitlikleri ve savaş alanlarını

·      Mangal Dağı ve Şerefligökgözü hattını

·      42. ve 47. Alayların faaliyetlerini

·      Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan’ın mücadelesini

·      Tirebolu’dan Haymana’ya gelen birliklerin tarihini

·      Yerel tanıklıkları ve sözlü tarih kayıtlarını

Devlet arşivleri ve askerî belgeler ışığında araştırmalıdır, yazılan kitapları, yaşlıları dinlemelidir. Üniversiteler bu çalışmaya dâhil edilmelidir.

Tarihçiler, arşivciler, askerî tarih uzmanları, yerel araştırmacılar ve Haymanalıların elindeki bilgi ve belgeler bir araya getirilmelidir. Fotoğraf olduğu söylenen belgeler incelenmelidir.

Hatıratlar karşılaştırılmalıdır.

Tanıklıklar kayıt altına alınmalıdır.

Nerede ne yaşandıysa bilimsel yöntemle ortaya çıkarılmalıdır.

TBMM bekletilen Son Kale Haymana kanun teklifi iktidarından muhalefetine kabul görüp genel kurulda oylanmalıdır.

TOPAL OSMAN AĞA İÇİN DE TARİHÎ DEĞERLENDİRME YAPILMALIDIR

Topal Osman Ağa konusunda da tarihî şahsiyetlerin dönem şartları içinde, bütün yönleriyle ve belgeler ışığında değerlendirilmesi gerekir.

Devlet arşivleri ve TBMM kayıtları esas alınarak Topal Osman Ağa’nın Millî Mücadele’deki rolü hakkında kapsamlı bir araştırma yapılmalı, tarihî şahsiyetler hakkında siyasi polemiklerden uzak, belgeye dayalı bir değerlendirme ortaya konulmalıdır.

 

 

 

BİZ TARİHİMİZDEN UTANMIYORUZ!

Biz geçmişimizin acılarını anlatmaktan korkmayacağız.

Çünkü biz düşman halklarına karşı nefret değil, işgale karşı tarihî hafıza taşıyoruz.

Fakat geçmişte Anadolu’yu işgal eden orduların yaptıklarını da “aman unutalım” diyerek tarihin karanlığına gömmek hiç kimsenin hakkı değildir.

Biz unutursak; şehitlerin hatırasına haksızlık ederiz.

Biz unutursak; Sarı Mehmetlerin mücadelesini unuturuz.

Biz unutursak; Hüseyin Avni Alparslan’ın ve kara kalpaklı Tirebolulu yiğitlerin fedakârlığını unuturuz.

Biz unutursak; Şerefligökgözü’nde, Mangal Dağı’nda, Taşlıtepe’de toprağa düşen vatan evlatlarını unuturuz.

Unutmayalım: Bir millet, tarihini unuttuğu gün geleceğini de kaybetmeye başlar.

Ben bu nedenle ısrarla söylüyorum:

YUNANA MERHAMET VATANA İHANETTİR!

Bu sözün anlamı, geçmişin hesabını bugün yaşayan insanlardan sormak değildir.

Bu sözün anlamı şudur:

İşgali unutma!

Şehidi unutma!

Zulmü unutma!

Vatanın hangi bedeller ödenerek kurtarıldığını unutma!

Haymana’nın tarihini karartmayın.

Haymana’nın şehitlerini sessizliğe mahkûm etmeyin.

Son Kale Haymana’yı Türkiye’ye anlatın!

Çünkü Sakarya Zaferi’nin gerçek hikâyesi yazılacaksa, Haymana’nın adı o tarihin tam ortasında yazılmalıdır.

Haymana geçilmedi.

Ankara düşmedi.

Meclis teslim olmadı.

Vatan kurtuldu.

Bugün biz, o gün can verenlerin torunları olarak haykırıyoruz

HAYMANA UNUTULMAYACAK!

ŞEREFLİGÖKGÖZÜ UNUTULMAYACAK!

 HÜSEYİN AVNİ ALPARSLAN UNUTULMAYACAK!

SAKARYA UNUTULMAYACAK!

Çünkü bu topraklar, tarihin bedelinin ödendiği topraklardır.