SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK BİR MODA MI, MECBURİYET Mİ?
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Her yıl 5 Haziran geldiğinde dünyada çevre, sürdürülebilirlik ve iklim üzerine binlerce cümle kuruluyor. Yeni hedefler açıklanıyor, raporlar yayınlanıyor, geri dönüşüm oranları konuşuluyor. Fakat bazen bütün bu verilerin arasında gözden kaçan çok önemli bir şey var: İnsan ile tüketim arasındaki duygusal bağ.
Çünkü bugün dünyanın en büyük çevre sorunlarından biri yalnızca plastik değil; hız. Çok hızlı tüketiyor, çok hızlı vazgeçiyor ve çok hızlı unutuyoruz.
Bir kumaş artık eskidiği için değil, “yeni” olmadığı için değersiz sayılıyor. Bir eşya işlevini kaybetmeden gözden çıkarılıyor. Kullanım süresi kısaldıkça dünyanın yükü büyüyor.
Tam da bu yüzden sürdürülebilirliği yalnızca teknik bir mesele olarak görmüyorum. Bu aynı zamanda kültürel bir mesele.
Uzun süredir kullanım izleri taşıyan kumaşlar, PET şişeler ve gündelik hayatın dışına itilmiş malzemelerle çalışıyorum. Ancak benim için mesele yalnızca geri dönüşüm değil; yeniden bakabilmek.
Özellikle son dönemde, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde adı geçen kadim Merzifon dokuması üzerine yoğunlaşıyorum. Üretim sırasında kenara ayrılan saçaklar, fireler ve artık parçalarla çağdaş yüzeyler oluşturuyorum. Çünkü bazen bir kültürü korumanın yolu onu cam fanusun içine koymak değil; bugünün diliyle yeniden görünür hale getirmekten geçiyor.
Dünyada sürdürülebilirlik anlayışı artık yalnızca “geri dönüştürmek” üzerinden ilerlemiyor. İnsanlar artık hikâyesi olan üretimlere yöneliyor. Bir ürünün nereden geldiği, kim tarafından üretildiği, hangi malzemeyi taşıdığı önem kazanıyor. Çünkü çağımızın en büyük açlıklarından biri anlam.
Belki de bu yüzden bugün sanatın sürdürülebilirlik üzerindeki etkisi her geçen gün büyüyor. Çünkü sanat bazen bir raporun anlatamadığını tek bir yüzeyle hissettirebiliyor.
Bir PET şişe yalnızca plastik değildir.
Bir sökülmüş kumaş yalnızca atık değildir.
Bazen onlar; hızla tüketilen dünyanın sessiz tanıklarıdır.
Ve belki de mesele tam olarak burada başlıyor:
Yeniden kullanmak değil, yeniden değer verebilmekte.