Susmanın Bedeli, Konuşmanın Cesareti

Susmanın Bedeli, Konuşmanın Cesareti

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Mayıs 24, 2026 - 17:52

Bir zamanlar insanlar fikirlerini meydanlarda söylerdi. Kahvede, sokakta, pazarda, üniversitede, iş yerinde konuşurdu. Yanlışa yanlış derdi. Haksızlığı eleştirirdi. Çünkü bilirdi ki konuşmak vatandaş olmanın hakkıdır.
*
Bugün ise insanlar konuşmadan önce etrafına bakıyor. “Acaba başıma bir şey gelir mi?” korkusuyla cümle kuruyor. İşte bir ülke için en tehlikeli çöküş tam da burada başlar.
*
Bugün geldiğimiz noktada insanlar geçim derdinden başını kaldıramaz hale geldi. Pazara çıkan filesini dolduramıyor, faturalarını ödeyemiyor, ev kirasını düşünmekten uyuyamıyor. Ama bütün bunlardan daha acı bir gerçek var: İnsanlar artık derdini anlatmaya bile korkuyor.
*
Çünkü konuşanın hedef haline getirildiği bir düzen oluştu. Eleştirenin yaftalandığı, sorgulayanın düşman ilan edildiği bir düzen…
*
Oysa demokrasi dediğiniz şey alkış rejimi değildir. Gerçek demokrasi; eleştiriye tahammül edebilmek, farklı fikirlere saygı gösterebilmek ve vatandaşın sesini korkmadan duyurabilmesidir.
*
Eğer insanlar mikrofon görünce susuyorsa, kameradan kaçıyorsa, düşüncesini fısıldayarak söylüyorsa orada özgürlükten söz etmek zorlaşır.
*
Bugün sokaktaki vatandaş konuşmuyor çünkü güven duymuyor. Adaletin herkese eşit işlemediğine inanıyor. Bir yanlış gördüğünde ses çıkarırsa yalnız bırakılacağını düşünüyor. İnsanların en temel hakkı olan fikir ve düşünce özgürlüğü, korkunun gölgesinde eziliyor.
*
Daha da vahimi şu: Artık kimse kimseyi denetleyemiyor. Gücü elinde bulunduranlar eleştirilmeyi istemiyor. Oysa denetlenmeyen güç, zamanla hukuku da vicdanı da ezer geçer.
*
Basın susturulursa gerçekler karanlıkta kalır. Vatandaş korkarsa yanlış büyür. Muhalefet konuşamaz hale gelirse demokrasi sadece tabelada kalır.
*
Bir toplumun çöküşü tankla, topla başlamaz. İnsanların susmasıyla başlar.
*
Bugün insanlar sosyal medyada bile düşüncesini yazarken iki kez düşünüyor. “Başım derde girer mi?” korkusu yaşıyor. Böyle bir ortamda ne bilim gelişir, ne sanat gelişir, ne ekonomi ayağa kalkar.
*
Çünkü korkunun olduğu yerde üretim değil, sessizlik büyür.
*
Devletin görevi vatandaşı korkutmak değil, ona güven vermektir. İktidarın görevi eleştireni düşman görmek değil, halkın sesini dinlemektir. Çünkü vatandaş konuşamıyorsa, aslında ülke nefes alamıyor demektir.
*
Ve unutulmamalıdır ki; susturulan toplumlarda sorunlar çözülmez, sadece üzeri örtülür. Üzeri örtülen her sorun ise günü geldiğinde daha büyük bir çığlığa dönüşür.
*
Bugün Türkiye’nin en büyük ihtiyacı; korkmadan konuşabilen insanlar, tarafsız işleyen adalet ve özgürlüğü gerçekten koruyan bir anlayıştır.
*
Çünkü konuşmanın suç sayıldığı yerde, sessizlik asla huzur değildir.
*
Sessizlik, sadece korkunun başka bir adıdır.